| Çoruh Nehri Hidroelektrik Gelişme Planı ve Yusufeli Barajı |
|
|
| Çarşamba, 14 Ocak 2009 | |
|
Hazırlayan: Zeycan Sarıkız, 2008 Türkiye’nin kuzeybatısında uzanan Çoruh Nehri, Erzurum platosunun dağlarından doğup Kaçkarları aşar ve Türkiye sınırları içinde 390 km. akarak Karadeniz bölgesinin doğusundan Gürcistan’a ulaşır. Orada 20 km. daha akarak Batum’dan Karadeniz’e dökülür. Çoruh nehri dünyanın hızlı akan on nehrinden ve aynı zamanda 350 km kulvarı ile dünyanın en uzun rafting nehrinden biridir. Evet, Çoruh Nehri, Çoruh Havzası, Kaçkarlar! Daha adını duyar duymaz dünyanın birçok rafting sporcusunun, trekking hayranının, doğacı, botaniker, ekolojist...birçok yetkin ağızların ve gezgincilerin hep birlikte tandıklarını çoşkuyla haykıracakları Çoşkun Çoruh, sadece bu kişiler için değil, gerek bu nehir üzerinde Hidroelektrik Gelişme Planı hazırlayarak talihsiz bir tutumla barajlar inşa etmek isteyenlerce ve gerekse yıllarca bu barajlara karşıt kampanyalarda mücadele sürdüren emektar kişilerce de yakından tanınır. Türkiye yönetimi, Çoruh Nehri üzerinde toplam 10 büyük barajı inşa etmeyi planlamaktadır. Aşağı Çoruh Havzası Projeleri: Bunlar Muratlı, Borçka ve Deriner (Muratlı işletmeye alınmıştır); Orta Çoruh Havzası Projeleri: Yusufeli ve Artvin; Yukarı Çoruh Havzası Projeleri: Laleli, İspir, Güllübağ, Aksu ve Arkun. Bu santrallerin kalbi Yusufeli Baraj Projesidir. Yusufeli, Türkiye'nin kuzeydoğusunda, Artvin iline bağlı, Gürcistan sınırında ve Çoruh Nehri havzasındadır. Yusufeli baraj projesi, Artvin baraj porjesiyle birlikte ''Çoruh Nehri Hidroelektrik Gelişme Planı'' kapsamında sıralanan basamak hidro-santrallerinin çekirdeğini oluşturmaktadır. Artvin-Muratlı-Borçka-Deriner barajları Yusufeli barajının akışaşağısında, Laleli-İspir-Güllübağ-Aksu ve Arkun barajları ise Yusufeli barajının akışyukarısında yer alacaktır. Türkiye’nin en önemli su rezervuarından biri olan Çoruh Nehri üzerinde inşası planlanan Yusufeli rezervuarı, Çoruh nehrinin sadece mart ayından mayıs ayına kadar yeterince su taşıması nedeniyle, sürekli su akışını sağlayarak aşağısında bulunan santrallerin de aynı ortalamada elektrik üretmesini mümkün kılmak üzere işlev görecek olan bir kilit baraj konumundadır. Temelden 271 m yükseklikle ve üç türbünlü yeraltı santraliyle 315 MW’dan 540 MW’a varan kurulu güçle yılda 1.7 milyar kilowattsaat elektrik nakletmesi beklenmektedir. Bu haliyle Yusufeli santrali, 285 m yüksekliğinde olan ve yılda 2 milyar kilowattsaat elektrik üreten İsviçre santrali Grande Dixence santralinin yanında Avrupa’nın en yüksek santrallerinden biri olarak planlanmıştır. Yusufeli, Çoruh havzası üzerinde kurulu bir yerleşim yeridir. Yaklaşık 4000 metreye varan dağ bentleri yüzünden iklimin sert ve bitki örtüsünün kısıtlı olacağı sanılırken, Çoruh sayesinde nehrin derin kesitlerle yararak açtığı dağlar arasından Yusufeli’nin içlerine kadar Karadeniz ikliminin girmesi mümkünleşir ve kayalıklar arasındaki bu yerlerde eşsiz bir makroklima oluşur. Vahşi kayalıkların yer aldığı bu doğa harikasının tam ortasında gözlerimizin önüne verimli ve zengin bir vadi açılır. Ilisu Baraj projesi ile aynı süreçlerde Avrupa Kredi konsorsiyumuna kredi müracaatı yapılan ve 80’li yıllardan beri yapımı planlanan Yusufeli baraj projesi, son kertede kredi müracaatından geri çekilerek Artvin baraj projesiyle birlikte Yap-İşlet-Devret modeline alındığı söylentilerine karışmıştır. Aslında yöre halkının ifadelerine göre başından beri tam bir yılan hikayesine dönen Yusufeli baraj projesi, gerçekte yaklaşık kırk yıldır yapıldı-yapılacak söylemleriyle yöre halkını iki arada bir derede bırakmış, halkın geleceğe dönük yatırımlar yapmasını engellemiş, çocuklarının yörede kendilerine bir gelecek kurma hayalini ellerinden alarak devamlı göç vermiş, oldu olacak bir de yöreye gelen çeşitli firmalara dağıtılan maden ruhsatlarıyla da yıllardır orası burası köstebek yuvaları gibi eşelenip deşelenmiştir. Şu anda ise 17 000 insanı zorunlu göçle, bir ilçe teşkilatını ve etkilenen yaklaşık 62 köyü de yok oluşla karşı karşıya bırakmıştır. „Bu böyle devam edemez“ diyen yöre halkı çareyi vadilerine ait dernekler aracılığıyla örgütlenmekte ve bilinçli bir kampanya yürütmekte bulmuştur. Yusufeli Kültür Derneği çevresinde örgütlenen yöre halkı „Cennetine Sahip Çık“ toplantılarıyla kamuoyunun dikkatlerini konu üzerinde toplamaya çalışmış, bu çalışmalarında ise sirket ve kredilerin geldiği Avrupa ülkelerinde faaliyet gösteren Erklärung von Bern (Isviçre) ve Les Amis de la Terre (Fransa) başta olmak üzere çeşitli sivil organizasyonlarıyla dayanışmada kalmıştır. Hakkaniyetten uzak kamulaştırma prosedürleri, yerleşime elverişsiz sözde yeni yerleşim planı, finansı hala şaibeli baraj projesi, hiçe sayılan flora ve faunası ile, yine hiçe sayılan yöre halkı kararlarının yansımasında nasıl bir yılan hikayesiyle karşı karşıya olduğumuzun listesi aşağıdaki tablolarda özetlenmiştir. Yusufeli halkı, kültürü ve tarihi Bugün Yusufeli ve Çoruh havzasında yaşayanların çoğunluğunu Türkler oluşturmaktadır. Bir kısmı hala atalarından kalma şiveyi kulanmaktadır. Tükçe, Hemşin, Lazca ve Gürcüce konuşulan diller arasındadır. Müzikleri zengin bir tarih ve kültürü barındırmaktadır. Tulum yöreye özgü müzük enstürmanıdır. Dize konularak çalınan kemençe ile akordiyon da yöreye özgü çalgı aletlerindendir. Özellikle kadınların giydiği rengarenk yöresel kıyafetler ve başlarına bağladıkları süslü başlıklar da yörenin meşhur olmuş renkli çeşitliliğini yansıtır. Göç verileri, Yusufeli'ye ilk göçlerin bakır çağında başladığını vurgulamakta. Sonrasında 20 değişik kültür ve halk mücadele etmiştir. Sıradağlarının doğu ile batı arasındaki stratejik önemi nedeniyle Hıristiyanlar, Müslümanlar, Persler, Romalılar, Bizanslar, Ermeniler, Osmanlılar ve Ruslar savaş vermiştir. 9. yy.dan 11. yy.a kadar Gürcistan prensleri hüküm sürmüş ve kiliselerle manastırlar onların zamanında yapılmıştır. Bölge, kısa zamanda canlı bir sanat ve eğitim merkezi haline gelmiştir. Hala daha bölgede yükselen tarihi eserler ne yazıkki Yusufeli barajının inşasıyla, bir daha geriye getirilmesi mümkün olmayacak şekilde sular altında kalacak. 9. yy.dan kalma ünlü İşhan manastırı barajın kıyısına ve dalayısıyla yapılacak olan ulaşım yollarına denk geliyor. 961'de yapılan Barhal manastırı ve Tekkale kilisesi barajla birlikte tamamen sular altında kalıyor. Demirkent, Tekkale ve Kılıçkaya kaleleri, Çevreli Meydan kaleiçi ve yüzlerce yeraltı sığınakları, koruma alanları, kısacası tarihin bölgedeki büyüleyici şahitlerinin hepsi sular altında kalıyor. Turizm Yusufeli, doğa dostları ve raftingciler tarafından oldukça tanınan bir yerdir ve Çoruh nehri uzun rafting kulvarıyla uluslararası gençliği de kendisine çeken bir nehirdir. Kayalık dağ geçitlerinden kıvrılarak akan nehir, pirinç tarlaları, meyve bahçeleri ve cennet gibi ferah çimenlikler boyunca ilerler. Maalesef, nehir üzerinde yapımı planlanan on adet baraj nedeniyle rafting kulvarı da büyük ölçüde kısalacak. Daha doğrusu, Yusufeli ve Artvin barajlarından dolayı sona erecek. Kaçkar dağları ise gölleri, çayları ve pınarlarıyla yüksek yaz sezonunda zirve tırmanışı, treking ve mauntainbike için ideal bir yerdir. Tepeleri, akarsuları, zengin bitki örtüsü ve çiçekleriyle doğa dostlarının, biyolog ve botanikerlerin de sevdiği, ilgilendiği bir bölgedir. Yusufeli, turizm potansiyeli yüksek olan bir yöredir. Çoruh'un dünyaca tanınmış bir rafting kulvarı oluşu nedeniyle dünyanın ve Türkiye’nin değişik yerlerinden insanlar sezon boyunca vadiye akın eder. Ne yazıkki yönetim, planlanan santraller nedeniyle yöre halkına inşa ve yatırımı durdurma kararı bela ettiği için, vadi gençlerinin geleceğe yönelik ekonomik girişimlerinı ve umutlarını da yok etmiştir. Vadi ve ekosistem Çoruh vadisi veYusufeli, fauna ve flora açısından dünyanın en zengin bölgelerinden biridir. Doğa zenginliği ve çeşitliliğiyle Kaçkarların bir harikasıdır. Ayrıca, Yusufeli Çoruh vadisi 25 dünya harikasından biridir.. Vadi, Dünya Yaban Hayatı Koruma ve Türkiye Çevre Koruma derneği tarafından birinci derecede yüksek koruma sahası içine alınmıştır. Şu anda Türkiye genelinde türleri yokolma tehlikesi taşıyan 104 bitki çeşidi vardır. Bunlardan 67 türü ise sadece Türkiye'de yetişmektedir. Pek çok kuş türü ve yüzlerce çeşidiyle kelebekler, el değmemiş vadi yamaçlarında ve dağlarında ayı (bozayı), yaban keçisi, tilki, dağ keçisi (çengel boynuzlu) ve kurt yaşamaktadır. Barhal vadisi boyunca bulunan kelebek çeşitlerinden bazıları ve aynı değerde eşsiz kırmızı noktalı alabalıkları da, vadinin sular altında kalmasıyla birlikte türleri yokolma tehditine maruz kalan canlıları arasındadır. Nehir akışına yapılan santraller yüzünden, nehirde balıkların yaşamasını sağlayacak teras alanları oluşturulamaz ve balık yumurtaları nehir yüzüne çıkacak şansı bulamaz olursa, ne yazıkki yöreye özgü som alabalıkları tür olarak yok olacaktır. Yapılan çerve araştırmalarına göre, Yusufeli barajının yapılacağı alan ve çevresinde 21 bitki çeşidi ve 12 hayvan türü yokolma tehdidi altındadır. -Bölgede yetişen ve yokolma tehdidi olan 21 bitki çeşidinden 2'si sadece Yusufeli'nde ve 8'i sadece Çoruh vadisinde yetişmektedir. -Türkiye'nin yokolma tehdidi altındaki hayvanlar listesinde de yer alan hayvan türlerinden 12'si bu bölgede yaşayan hayvanlardır. Bunlar içerisinde vahşi keçi, dağ keçisi, Pers tavşanı, ayı, avrasya porsuğu, gri kurt ve bazı yarasa türleri bulunmaktadır. - Aynı zamanda, Karadeniz sombalığı ve kırmızı noktalı alabalık da barajla birlikte Çoruh'da yokolma tehlikesi bulunan tür olarak hesaba katılmalıdır. Bu balıkların geri çekilme bölgeleri sığlaşacağından Çoruh'da yaşamalarına yeterli alan kalmayacaktır. -Uluslararası Doğa Koruma birliğinin yokolma tehditi altındaki hayvanlar listesinde yer alan 5 kelebek türü Yusufeli'nde yaşamaktadır. Yaşam şartları korumadığı takdirde, onların da tamamıyla yok olacaklarını hesaba katmak gerekmektedir. İnşa firmaları ve proje yetkilileri, bütün bu araştırma sonuçlarına paralel olacak herhangi bir önlem almamakta ve tutarlılık göstermemektedir. Yapılan büyük baskılar sonucunda ancak dağ keçilerinin yaşama alanlarının koruma alanı kapsamına girmesi sağlanabilmiştir. Bu kadar tür zenginliği olan bir bölge, biyolojik hayat ve ya doğa koruma bölgesi olarak çoktan itinalı bir koruma alanı kapsamına alınmalıydı fakat barajı yapmak isteyenler için bu değerlerin bir ehemmiyet arzetmediği açıkça ortadadır. Tarihsel Akış 1982 Enerji üretimi sağlamak amacıyla, basamak barajları olarak tasarlanan Çoruh Nehri Hidroelektrik Gelişme Master Planı resmi olarak açıklandı. 1986 Planlar nihai olarak tamamlanıp onaylanarak santrallerin dizayn çizimlerine geçildi. 1990 Türkiye yönetimi, Yusufeli ve Artvin barajlarının yapımı kararını aldı. 1996 Fransa, Avusturya ve Türkiye arasında gerçekleşen bir protokolle, barajların birlikte inşasına dair bir anlaşma yapıldı. Aynı esnalarda Türkiye'nin Fransa ile yaptığı bir protokol uyarınca, Yusufeli barajının yapımı boyunca ve gelecekte de devamlı Fransız inşa firmalarının yer alması konusunda anlaşmaya varıldı. 1997 Fransız firması Spie Bagtalaneous ve İngiliz firması Amec, baraj inşası için vaat aldı. 1998 Türk Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) çalışması için firma Encon'u görevlendirdi. Bakanlık, bu çalışmanın tamamlanmasından kısa bir süre önce görevi durdurdu. (Yönetim, bu çalışma sonucunda barajlardan dolayı birçok negatif etkilerin ortaya çıkacağını ve kamunun da duyacağını endişe ettmiş olmalı.) Son kertede ise, planların yapıldığı 1990 yıllarında böyle bir çalışmaya aciliyet duyulmadığnı, Türk kanunlarına göre Yusufeli-Artvin barajlarının ÇED raporuna ihtiyacı olmadığını dillendirmeye başladılar. 1999-2000 SAHARA-Engineerıng adlı bir kuruluş Yusufeli'nin yeni yerleşim yerini araştırmak üzere bir çalışma yürüttü. Halkın büyük çoğunluğunun katılmasının engellendiği bir komite, Yusufeli'nden 500 m daha yükseklikte ve suyu dahi olmayan taşlık bir alanın yeni yerleşim yeri olmasını kararlaştırdı. Yöre sakinleri, yeni yerleşim alanında yaşamanın mümkün olmadığını dile getirerek sonucu kritize etmeye başladı. Bu yüzden de, Devlet Su İşlerinin (DSİ) yaptığı bir halk yoklamasında halkın %60 ı ilçeyi terketmek istediklerini söylemiştir. Halk, Yusufeli kampanyasına, yeni yerleşim yerinin elverişli şartlarda olması halinde başka yerlere göçmektense kalmayı istediklerini ve kendi bölgelerinde yaşamayı tercih ettiklerini bildirmiştir. 2001 Kampanyada bulunan Yusufeli Kültür derneği, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olmadığı gerekçesiyle Enerji bakanlığına projenin durdurulması için başvuruda bulundu. 2002 1- Yusufeli'ni Koruma ve Kültür Deneği, baraj karşıtlarından 6000 imza topladı. 2- 2001-2002 arasında çeşitli kamu organizasyonları (Les Amis de la Terre, die Stiftung France Libertés, Friends of the Earth UK, The Corner House UK, Kurdish Human Rights Project und die Erklärung von Bern Schweiz), uluslararası standartların ağır sekilde ihlal edildiğine dair dikkatleri konuya çekmek üzere bir kampanya başlattılar. 2002 Nisan ayında yörede oluşturulan bir misyon, projenin, uluslararası standartların ufak bir kısmını dahi içermediğini, ne çevresel etkileri ne de yerleşim konusunda herhangi bir çalışmayı kapsamadığını onayladı. -1) 2002 Aralık ayında Fransız ihracat riziko sigortası COFACE, Türkiye'nin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yapmayı istememesi nedeniyle projeyi geri çevirdi. -2) Fransız firması Spie ve İngiliz firması Amec, barajın olumsuz çevresel etkilerinin ağır cezai yüklerinden korktukları için projeden çekildiler. Böylece Yusufeli barajı birinci kez masadan kaldırılmıştı. http://www.evb.ch/cm_data/Analyse_RAP_NGOs-Deutsch.pdf Projenin tarih tablosu: 2005'ten bugüne 2005 T.C. Enerji Bakanlığı yeni bir inşa konsorsiyumu oluşturdu. Bunun için herhangi bir ihale yapılıp yapılmadığı ise bilinmiyor. Alstom (Fransa, İsviçre) ve Doguş (Türkiye) nakliye ve inşa ile görevlendirildi. Resmi olarak Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) zorunluluğu olmadığı için (Türk kanunlarına göre 1990 öncesi planlanan projeler için gerekmiyor), konsorsiyum, Türk Çevre Değerlendirme bürosu olan Encon'a bu görevi kendisi verdi. 2005 sonbaharı Encon, barajla ilgili çeşitli aspektlerin yer aldığı küçük bir broşür çıkarttı. Bu broşür çelişkilerle dolu ve projenin perde arkasındaki önemli gerçeklerinin üzerini kapatmaktadır. Ağıstos 2006 –1 Devlet Su İşleri (DSİ) ilçede Yusufeli projesi hakkında bilgilendirme toplantısı yaptı. Bilgilendirme sadece teknik konular üzerinde yapıldı. Halkın nereye taşınacağına ve nasıl yaşayıp geçineceğine dair tüm soruları çevapsız kaldı. Halktan gelen sorulara cevap vermeye hazır olmadıkları için toplantıyı yarıda kestiler. –2 DSİ kısa bir süre sonra bir bilgilendirme bürosu kurdu fakat görevlileri halkın ehemmiyet arzeden sorularına cevap verememektedir. 2006-2007 –1 DSİ kamuoyuna, inşa firmalarının görevlendirmeleriyle elde edilen değişik Çevresel Etki Değerlendirme raporları ve göç planları açıkladı. Uluslararası bilirkişiler, rapor ve planları eleştirdiler ve talep edilen uluslararası standartları karşılamadığını ifade ettiler. Raporu iyileştirerek yeniden ilettiler fakat hala daha ihtiyaç duyulan tedbirleri içermemektedir. –2 Fransız ve İsviçre ihracat riziko sigortası temsilcileri pek çok kez proje bölgesine seyahat ettiler ve çevresel etki değerlendirmeleri ile yerleşim planları için talep edilen uluslararası standartlardaki önemli yükümlülüklerin Türk devlet dairelerince uygulanmasını sağlamaya çalıştılar. Buna rağmen, Türk yetkilileri kendi kanunlarını uygulama çabasındalar ve bu kanunlar, baraj nedeniyle mağdur olan halkı fakirleşmekten korumuyor. Şubat 2007 İsviçre Federal Konseyi 14 Şubat 2007 de Alstom'a (İsviçre) jeneratör naklıyesi için 115 milyon İsviçre Frankı tutarında ihracat riziko garantisi verilmesini vaadetti. Vaadedilen garanti ise ek bir yükümlülükle, Dünya Bankası standartlarına uygun bir çevre raporu ve yerleşim yeri planının yerine getirilmesi şartına bağlandı. İsviçre Federal Konseyi, riziko garantisinin verilmesine dair kesin kararı ancak talep edilen ek yükümlülüklerin yerine getirildiğine tatmin olursa verecek ve bu mükellefiyet belgeleri kamuya açıklanmayacak. Ağıstos 2007 Yusufeli Kültür Derneği, günlerce süren baraj karşıtı mitingler düzenleyerek yöre halkını barajlar yüzünden karşı karşıya kalacağı akibeti ve geleceği hakkında uyardı. Kasım 2007 Türkiye parlementosu barajların yapımından yana, ve bir kez olsun gidip görmediği halde yeni yerleşim alanından yana karar aldı. Aralık 2007 Fransız ve İsviçre ihracat sigortaları, Yusufeli hakkında kesin bir karara varmadan önce, Ilısu barajındaki ve Tigris'deki gelişmeleri beklemeyi kararlaştırdı. Eğer o bölgelerde Türkiye'nin Dünya Bankasının yönetmeliklerini yerine getirdiğini gözlemlerseler Yusufeli barajına da yeşil ışık yakmış olacaklar. Projeye karşı yürütülen mahkeme davaları Şubat 2002 Yusufeli Kültür Derneği, İdare Mahkemesinde projenin durdurulması istemiyle dava açtı. (Gerekçe: Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu ve yeni yerleşim planı yok.) Temmuz 2005 İdare Mahkemesinin kararı: Aşağıdaki gerekçelerle Proje ve ihalelerin durdurulması ve iptal edilmesi. –1 Mevzu bahis olan hali hazırdaki ÇED raporu Türk kanunlarına göre geçerli değildir ve ÇED raporlarında aranan kriterleri içermemektedir. Bir ÇED raporu için T.C. Enerji Bakanlığının görevlendirme yapması gerekmektedir ki; söz konusu olayda mevzu bahis işlem yapılmamıştır. –2 Enerji bakanlığı ve DSİ karara itiraz etti. Böylece dava bir üst İdare Mahkemesine intikal eder. Ağıstos 2005 Temyiz kararı: Proje 1990'dan önce planlandığı ve o esnalarda ÇED raporu yükümlülüğü olmadığı için proje inşa edilebilir. Şubat 2006 Avukat Recep Akyürek, 100 Yusufeli'li davacıyla birlikte son karara itiraz eder ve dava Yüksek İdare Mahkemesine intikal eder. Yaz 2007 Ankara Yüksek İdare Mahkemesinin verdiği karar: Uluslararsı standartlara göre bir ÇED raporuna gerek yoktur. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|